Aygül Erce: Acıya şarkılar söyleyen kadın

ROJEVAKURDISTAN.ORG

3 TEMMUZ 2014

TMK mağduru çocuklar, taktığı puşi delil gösterilerek ‘örgüt üyeliğinden’ yargılanan üniversite öğrencisi Cihan Kırmızıgül ve vicdani retçiler için Kürtçe ve Türkçe dillerinde yaptığı şarkılarla bilinen Aygül Erce; kendisini, icra ettiği müziğini ve sanatını besleyen unsurları BasHaber’d anlattı.

Ruhi Su’nun kendisi için bir ‘yol ayrımı’ olduğunu söyleyen Aygül Erce, ‘Onun opera kökenli olması beni de opera okumaya iten en büyük etkendir,’ dedi. İlk albümü olan Acıya Şarkılar’da (StranênJiÊşê Re) ve diğer şarkılarında ‘acıyı’ odağa alan şarkılar yapan Erce, bunun nedenini, ‘Acının dile getirilmesi barışa duyulan özlemi güçlendirecektir,’ sözleriyle açıkladı. Erce, barışın sürekliliğinin, yaşadığımız acıları not etmemizle mümkün olduğunu belirtirken; sanatçının sorumluluğunun ise unutmamak ve unutturmamak olduğunu dile getirdi. Erce, bir sonraki albümü için de tüyo verdi: ‘Hem aşk, hem hüzün, hem de mutluluk şarkıları olacak.’

Müzik nasıl bulaştı ruhunuza?

Çocukken başlar hep şarkı söyleme isteği. Sanırım bütün şarkı söyleyenler için böyledir. Müzik sizi alıp götürür. Bu yolculukta yol ayrımlarıyla karşılaşırsınız. Kararlar vermeniz gerekir. Sizi etkileyen müzisyenler neler yapmış diye bakarsınız. Sonra da ‘Acaba’ dersiniz, ‘Ben de yapabilir miyim?’ İşte bu yol ayrımlarından biri benim için Ruhi Su olmuştur. Ruhi Su’nun opera kökenli olması, beni opera okumaya iten en büyük etkendir. Liseden sonra İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Opera bölümüne kabul edildim. 5 yıllık Şan Eğitimi ve ardı sıra İzmir Devlet Opera ve Balesi Koristliği’nden sonra yeni bir yol ayrımı belirdi ve beni İngiltere’ye götürdü. Orada Popüler Müzik ve Caz, ayrıca da Şan Pedagojisi üzerine kurslar yaptım. Bu süreçte de yapmaya başladım. Hem beste yapmaya hem de şarkı söylemeye devam ediyorum bildiğiniz gibi.

Siz, toplumun hafızasında derin yaralara sebep olmuş, acıyla yer edinmiş olaylarla bağlantılı besteleri seslendiriyorsunuz. Şarkılarınızın ortak paydası ‘acıya’ yazılmış olmaları. Neden acı?

Evet; ilk albümüm “Acıya şarkılar-Stranênjiêşêre”, tam da söylediğiniz gibi düşünülmüş bir projeydi. Barışa duyulan özlem ancak acılar dile geldiğinde güçlenir, diye düşündüm. Zayıf belleklerimiz bize, ‘yaşadığın acıları unut’ diyor hep. Oysa unutmamak ve unutturmamaktır sanatçının sorumluluğu. Bugün olduğu gibi yarın da en çok ihtiyaç duyacağımız şey barıştır. Barışın sürekliliği de yaşadığımız acıları not etmemizle mümkündür.

Çok dilli bir sanatçısınız, bunun müziğinize nasıl bir etkisi var?

Hep yol ayrımlarımdan söz ediyorum, ama gerçekten önemli olduğu bu soruda da ortaya çıkıyor. Kürdçe benim anadilim. Bana unutturulmuş, deyim yerindeyse elimden alınmış bir dil. Siz kendinizi çözmeye çalıştığınızda bu gerçekle yüzleşiyorsunuz. Sonra da kendi coğrafyanızda benzerlerinizle karşılaşıyorsunuz. Ermenice, Süryanice v.b. her dilde söylenen şarkının tadı başka başka. Bu, sizin müziğinize hem duygu hem de melodik zenginlik olarak yansıyor. Bir de benim klasik müzik ve caz-popüler müzik geçmişim de bestelerimde kendilerine yer buluyor bir biçimde. İşte, hem değişik dillerde şarkı söylemek hem de farklı müzik dillerini kullanmak kendinize özgü bir söyleyiş yaratıyor sanırım.

Siz Acıya Şarkılar’da Anadolu halk ozanlarının şarkılarını Kürdçe ile buluşturdunuz. Bu nasıl bir deneyimdi?

‘Acıya Şarkılar’ temalı bir proje tasarladığınızda aslında Anadolu’nun kocaman bir ‘acılar diyarı’ olduğunu ve ta Karacaoğlan’dan Pir Sultan’a, Ercişli Emrah’tan Serdari’ye ve Sivas’a, Behçet Aysan’a kadar nicelerinin neler yaşadıklarını anlıyorsunuz. Bunları kendi dilinizde söylemek, o acılara ortak olmak duygusu sanırım. Ve müthiş bir deneyimdi benim için elbette.

Bir sonraki albümünüz de ‘Mutluluğa Şarkıları’ görebilir miyiz?

Bir sonraki albümümde hem aşk, hem hüzün, hem de mutluluk şarkıları olacak.

Türkiye’deki sürece nasıl bakıyorsunuz ve son dönem yaşanan gelişmelerin müziğinize etkisi nedir?

Barış ikliminin sürmesi ve olası engellerden arınması gerekiyor bence. Bunun için hepimiz tüm gücümüzle ‘Barış İstiyoruz’ diye haykırmalıyız. Elbette bir insan olarak yaşananlardan payınızı alacak ve bir müzisyen olarak da bunu dillendireceksiniz. Benim gönlüm artık güzel şeyler olsun istiyor.

Nail Karayel – BasHaber