Kürtçe opera albümü çıkaracağım

ROJEVAKURDISTAN.ORG

‘Acıya Şarkılar’ adlı albüme imza atan Aygül Erce, şimdi de Kürtçe opera üzerine çalıştığını ve albüm yapmak istediğini söyledi.

Opera sanatçısı, müzisyen ve şarkıcı Aygül Erce’nin Türkçe ve Kürtçe iki CD’den oluşan ilk albümü “Acıya Şarkılar” (Stranên Ji Êşê Re) Kom Müzik’ten çıktı. Kürtçe ve Türkçe yayınlanan albümde yer alan on şarkıdan yedisinin bestesi Erce’ye ait. Albümünde güçlü toplumsal mesajlar veren Erce ile albümünü ve projelerini konuştuk. Bu aralar Kürtçe opera üzerine çalışan Erce, projenin ilk aşamasını bir albüm olarak önümüzdeki dönemde çıkarmayı planlıyor.

Kimlerin acılarını anlatıyorsunuz ‘Acıya Şarkılar’ albümünüzde?

Türkiye’nin tarihine baktığınızda acı, gözyaşı, kan dolu yapraklar görürsünüz hep. Günümüzde de bu böyle sürüp gitmekte ne yazık ki. Bir müzisyenseniz ya da genel anlamda sanatçıysanız bunu görmezden gelemezsiniz. İnsanların acıları yüreğinizi burkar, içinizi acıtır. Hele bir de bu acılardan siz de payınıza düşeni almışsanız, elbette Acıya Şarkılar söylersiniz. Ben Alevi bir Kürt’üm. Altı yaşımdan itibaren de Bingöl’den göç ettiğimiz İzmir’de uzun bir süre yaşamış Türk’üm. Son olarak da 15 yıldır yaşadığım Londra’da bir İngilizim. Alevi ve Kürt olarak yaşadığınız topraklarda malum nedenlerden barınamamışsınız, acı dolu yüreğinize umudu aşılayıp, kalkmış büyük şehre gelmişsiniz. Geldiğiniz kentte konuşulan dili bilmeden okula başlamışsınız. Aşağılanmışsınız, horlanmışsınız, alay konusu olmuşsunuz. Anadilinize saygısızlık etmişler, sizi dilinizden utandırmışlar, acımış tabii içiniz. Unutmuşsunuz dilinizi, unutturmuşlar. Hala Türkçeyi doğru düzgün konuşamayan annem ve babam bile, bunu utanç konusu yapıp bizimle Türkçe konuşmaya çalışmış. Onlar bile kendi dilimizi unutmamıza aracı olmuş bir anlamda. Büyümüşsünüz, hasbelkader üniversite okumuşsunuz. Ama Kürt olduğunuz için açık kapı bulamamışsınız ve yine acı dolu ama umut aşılı bir yürekle kalkıp İngiltere’ye gelmişsiniz. Bir bakmışsınız ki burada da Türkiyeli bir göçmen olmak acıtıyor sizi. Bu anlattıklarım bir Kürt’ün, Alevi’nin vb. yaşayabileceği en küçük ölçekte acılar ve birçoğumuz için de çok sıradan. Ya Roboskî, ya Sivas, ya Halepçe, ya Berfo Ana, ya asker anaları, ya gerilla anaları… Ya’lar uzayıp gidiyor. Acıtılmış her insanın kendinden birşeyler bulabileceği bir albüm yapmaya çalıştım.

Albümünüz iki dilli…

Bu albüm barış özlemiyle, barış için hazırlanmış bir proje. Albümümün manifestosu niteliğinde söylediğim ve içeriğinde de yer alan sözlerim, bu sorunun yanıtını da içeriyor sanırım. Şöyle demişim; ‘Hiç tanımadığınız insanların acılarını dert edinmeye başladığınızda, kendinize ve tüm canlılara doğru bir yolculuğa çıkarsınız. Bu yolculukta bir yandan haksızlıkların, sömürünün, adaletsizliğin, savaşların, ayrılığın, yalnızlığın acısını farkederken, diğer yandan adil, mutlu, sevda yüklü, barış dolu bir dünya düşü kurarsınız…’

Albümdeki müzikal tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz ?

Annemin türküleriyle büyüdüm. Klasik müzik eğitimi aldım, jazz ve popüler müzik okudum. Çok geniş bir müzik yelpazem var. Genel olarak yaptığım müzikte hem klasik hem de geleneksel öğeler bulabilirsiniz. Bu albümde bu öğelerin yanısıra protest bir bakış da yakalamaya çalıştım.

Uzun yıllar opera eğitimi almış ve bu alanda çalışmış birisiniz. Kürtçe opera projenizden haberdarız. Ne zaman hayata geçecek ?

Bu projenin ilk aşamasını bir albüm olarak önümüzdeki dönem çıkarmayı planlıyorum. Bu albüm, klasik müzik formunda bestelediğim otuz dakikalık bir sahne eserinden ve geleneksel Kürt müziğinden, piyano veya quartet eşlikli birkaç eserden oluşacak. İkinci aşamanın daha kapsamlı olacağını söyleyebilirim.

Gelecek planlarınız arasında başka neler var ?

Beste çalışmalarım tüm hızıyla devam edecek. Konserler yoğunlaşacak. Stüdyo çalışmaları zaten bu işin olmazsa olmazı. Elbette yeni projeler de olacak, ama önceden konuşmak yerine, gerçekleştiğinde konuşmayı tercih ederim.

SUNA ALAN /LONDRA

 

LINK